
Hani yüzyıllardır dinlediğiniz şarkılardan oluşturduğunuz bi playlist vardır ya, ruhunuz ezber etmiştir artık. Pearl Jam – Black kesin vardır mesela; bir de Rolling Stones – Under My thumb. Hah işte bunların arasına yenileri nasıl girer? Yanlışlıkla girer, başka nasıl olabilir ki.
Malum havalar ‘yumurta haşlayan’ kıvamında. Geçen gün arkadaşın evine zor attım kendimi. Ter içindeki kıyafetlerimi üstümden sıyırıp banyoya yöneldim. Soğuk suyun altına girip biraz olsun nefes almayı planlıyorum. Duş alırken müzik dinlemeyi sevdiğimden refleks bir hareketle müzik setinin ‘play’ tuşuna bastım ve banyoya geçtim. Serin suyun altında hayata geri dönerken, duyularım da tekrar çalışmaya başladı. Muziği ilk o zaman farkettim, sözler Almanca idi. Başka bir -çoook uzun- yazının konusu olacak Alman kız geldi hemen aklıma. Şu an kaldığım odanın eski sahibi. Her neyse, konudan sapmayalım. Sözlerini anlamıyordum ama lanet olasıca müzik çok güzeldi. Anlamıyordum ama hissediyordum diyerek biraz ucuzlaşacağım ama gerçek bu.
İşte böyle yanlışlık, karmaşa sonucunda keşfettim MIA.’yı. Cd’sini defalarca görmeme rağmen hiç ilgilenmemiştim. Kafama balyozla vuran MIA. albumü Stille Post imiş.
Şu an için özümseme aşamasındayım. Blaue Flecken (Çürükler) ve Hungriges Herz (Aç Kalp) favorilerim. Lakin sadece iki şarkı değil bu albüm. 11 parçalık albümdeki 10 parçaya bayıldığımı söylersem sanırım kalitesinin hakkını verebilirim. Nirvana – Nevermin’dan beri böyle dolu bir albüm dinlememiştim, inanılmaz.
Fonda Mieze Katz “Blaue Flecken auf meiner Haut” derken düşünüyorum da belki de yanlışlık değil kaderdir.
(İlk olarak 12 Temmuz 2009'da gucler.com'da yayınlanmıştır.)
No comments:
Post a Comment