Ahhhh sanatçılar...
Beni çektikleri kesin, yoksa bu listede biri zirvede olmak üzere iki tane olmazdı. Arien yakından tanıdığım ilk sanatçı idi. Eskişehir'e döndüğüm yıl, hayat daha önce olmadığı kadar güzel. Aikido'ya başladığım yıl. Arien'le tanıştığım yer, tatemi. Yine güzel bir flört dönemi lakin bu sefer işler elimizde olmayan sebeplerden hızlanmaya başlayınca duvara tosladık. Yaz başında onun evden çıkmak zorunda kalması sebebiyle eşyalarını benim eve taşımamız, yaz sonunda da benim evden çıkmak zorunda olmamla ikimizin eşyalarını onun evine taşımamız, yani aynı eve çıkmamız.
Başta işler güzeldi. Eve kaçak kablo tv çekmemiz, boya-badana, mutfakta geçen hoş saatler, projeleri için kirlenmemiz etc. etc. etc. Fakat bu fazla geldi. Görece olarak gençtik ama duygusal olarak kesinlikle çok gençtik. Bir kaç kısa ve öz kavgadan sonra taşındım. Düşünüyorum da Eskişehir'de bir evde geçirdiğim son güzel zamanlarmış. Peh.
Kendisini bundan bir yıl önce -taşınmamdan 6 yıl sonra- evimin hemen orda gördüm. Bindiğim otobüse bindi o da. Önümden, taş çatlasa 30cm önümden geçti. Hiç birşey yapmadım. Garip olan şu ki yapmayı da istemedim. Öyle baktım bir süre, sonra döndüm önüme kökledim i-pod'un sesini:
“Do, Do, Do! What you wanna do, Don't think twice,do what you have to do,
Do, Do, Do, Do, let your heart decide
What you have to do that's all there is to find
Cause it takes a fool to remain sane"
No comments:
Post a Comment