Çok çok uzun zamandır yazmıyorum. unuttum yazmayı. Hayat daha basit şimdi. Eski güzel sapıklıklarımı yapmıyorum artık. Kim olduğumu unutuyorum gibi geliyor.
Mesela Line -> Julia -> Seda bonus Hannah deviniminde ne çok şey yazabilirdim. Günlüğe de çok az yazıyorum. Lakin bugün bir kaç cümle karaladım. Günlüğe ya da buraya değil, bir e-posta ile Seda'ya. Patates Çuvalı hikayesini sayesinde yazmayı planlıyorum. Her gün bir paragraf. Peki nereden geliyor bu gaz. Çünkü bugün efsane sıçtım.
Dün onda kaldım, önceki iki gün gibi. Aynı şeyler, yatakta huzursuz bir uyku, -işin burası çok garip. Julia ile ise yatakta daha uyumlu iken dışarıda bir garip mesafe vardı aramızda- sabahında o işe giderken benim eve dönüşüm. Eve gelince de kaçınamadığım bir uyuma arzusu. Hah işte bu uyku esnasında da mesajlaşma devam edebiliyor. Tabii ben yarı uykulu vaziyette mesaj yazarken bunları göndermeyi unutabiliyorum. Bravo değil mi? Eh sıçılmaz mı o kafaya!
Kızdığını hissettim, haklı da ama ben hiç böyle şeyler yapmadım ki. Günde 40 mesaj atıp akşamları konuşmak etc. hiç benim olayım değil. Bu sevgi nereden geliyor anlamıyorum ki. Yine oyun oynuyormuşum gibime geliyor. Sex & Intimacy için rol yapıyorum. Yoksa yapmıyorum da bu hissettiklerimi adlandıramadığım için mi kafam karışık.
Zaten korkuyorum kendisinden. Hani o fazla derler ya sana, aha o durum bu durummuş. İK Müdürü, hep ciddi ilişkiler yaşamış, evlenmiş, doktora yapıyor, çok iyi kazanıyor etc. etc. etc. Of içim daraldı bunları yazarken. Gerçi ayrılacağımızı bilerek başladık bu işe.
-Ya sikecem ne iş bu iş-
Buranın adresini vereyim istedim; beni tanır bilmemne. Halbuki hiç gerek yok. Belki sonlara doğru benden nefret etsin diye verebilirim. AAAARRRRRRRRRRRGGGGGGGGGGHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH
No comments:
Post a Comment