Saturday, May 25, 2013

Hard Boiled Wonderland

Daha önce de kendimi evsiz ve amaçsız hissettiğim çok olmuştu; ve kaçınılmaz olarak yalnız. Fethiye'ye taşıma sonrası geçen ilk 5 haftada yaşadıklarım, bir çok şeyi gözden geçirmeme sebep oldu. Brittany ile bir çiftmişcesine beraber yaşamamız ve hemen ardından gelen Can&Julia ile stresli günler ve nihayetinde Can'ın itirafları.

Brittany ile geçen zamanlar öyle güzeldi ki, insanların neden 'ilişki' peşinde koştuklarını daha iyi anladım. Hâlâ bu konularda yeni olmak üzüyor bazen. Boşa geçmiş zamanlara üzülüyorum. Sonra hep güzel anlardan oluşmadığını hatırlıyorum biriyle olmanın. Brittany ülkesine döndü, binlerce mil uzakta şimdi. İlişkimizi hiç tanımlamamıştık, iyi vakit geçiren iki yakın arkadaş sıfatı ile altı ay geçti. Biraz daha fazlası değil miydik? Öyleydik heralde ama kabul etmek istemedi. Phil ile olan ilişkisinin yaraları bunlar, o ağzını burnunu siktiğimin orospu çocuğunun günahlarını ödüyorum. Buna katlanabilirim ama bazen, ufak bişey midemin kasılmasına sebep oluyor. Çok fena Yengeç erkeği hissiyatı doluyor bünyeme. Brit Amerika'ya dönmeden önceki gün, onda kalmıştım. Bilgisayarından birşeye bakarken Firefox'un history kısmına girdim. Biraz aşağıda anasını avradını kjbewsc9nxue'nın Phil'ilinin Facebook sayfası vardı. Yine onun sayfasına girmiş. Bunu söylemişti bana, arada baktığını, şimdi biriyle ilişkisi olduğunu gördüğünü etc. Kıskanç biri olduğumu düşünmedim hiç ama bu herif sinirlerimi hoplatıyor. Brit'in anlattığı hikayeler sonrasında resmen nefret ediyorum bu gıcık götoğlanından. Mideme kramplar sokan kısım ise Brit'in hâlâ onunla ilgilenmesi. Ona bu kadar kötü davranan, acıya sebep olan birine verdiği aşkı bana vermemesi. Tamam sevgi göreceli bişi, aşık olduğumuz insanları mantığımızla seçmiyoruz ama bu da olmamalı. Bundan daha iyisini hakediyor. 'Boyfriend' statüsü kazanmam değil olay, bu amcık ağızlı herifin daha değerli olabilmesi beni delirtiyor. Offff sinirden titriyorum.

Brittany'nin peşinden gidememek yeterince kötü iken bir de Can'ın Fethiye planında iç rahat olmadığını öğrenince bir boşlukta hissettim kendimi. İstanbul'a geri dönmekten, başka türlü bir hayat planından bahsedince orada yerim olmadığını fark ettim ve bir B planımın olmadığını. Full Circle Farm olmazsa ne bok yiyeceğim hakkında hiç bir fikrim yok. Gitme duygusu öyle ağır basıyor ki. Gönüllü işlerine bakmaya başladım ben de. Maksat gitmek ise, en ucuz yolu bu. Yine de para kazanmam lazım. Amerika'ya gitmek ucuz değil.

Düşünüyorum da... Aslında beni buraya bağlayan hiçbirşey yok. Vize ve uçak bileti dışında neye itiyacım var ki?

No comments: