Wednesday, November 17, 2010

Negzel Güldün


Alaya alarak giriyorum lafa, çünkü konu çok ciddi; hayatımdaki en önemli meret bu olabilir. Hatta şöyle bir geriye yaslanıp düşünüyorum da kesin bu, kadınların beni peşinden koşturması hayatımı kontrol eden denge.He he siz çok farklı bir şey söyleyeceğimi mi zannettiniz, kadınlar işte. Lakin benim hayatımı tamamen onlar yönetiyor ve bunu istediklerinden şüpheliyim.

Bu bedlik haline nerden düştüğüme gelirsek. Geçen hafta berberime gittiğim ve her zamanki üç numara traşımı istedim. Kendisi genel havaya uyup hayvan gibi bir lcd tv almış. Traş olurken aynaya bakmak mümkün değil, tepede acaip dikkati çekiyor meret. Neyse efendim, gayet rutin devam eden traş esnasında televizyonda Pinhani’nin Ne güzel Güldün videosu çıktı. Adamı biliyorum ama dinlemişliğim yok. Diziyi (Kavak Yelleri) iyi biliyorum ve başlarda epey izlemişliğim var. Orjinal hikayeyi (Dawson’s Creek) ise ezberlemiş vaziyettim. O yüzden önce görüntülere dalıyorum. Özellikle Pelin Karahan gereksiz seviyede güzel, Truva savaşı onun için çıkmıştı deseler inanacağım. Müzik de kulağımdan sızmış artık. “Yalandan da olsa, ne güzel gülmüştün o akşam bana” kısmını hemen kapıyorum. Karahan’ın küt saçlarıyla dans ettiği sahnelerden görüntüler var Pinhani’nin videosunda. İşte o sahnelerde gülüyor ve bambaşka bir boyuta geçiyor artık. Bu gülüşe dayanabilecek kimsenin olmadığına eminim. Güzel bir kadınla tanıştığınızda içinizde oluşan o sıcaklık duygusu bu noktadan sonra kaybolmaya başlıyor bende. Aklıma sevgilim olmayan eski sevgililerim geliyor.

Böyle bir gülüş yüzünden yaptıklarımı hatırlıyorum. Sabah 6′da haberi olmadan havalimanına uğurlamaya gitmek, keşke dediği için 10 kişilik kamp turu ayarlamak -bunun sonu tam bir fiyasko olmuştu-, bütün Moda’yı dolaşıp en alengirli aromaya sahip kahve çekirdeklerini bulmak, başkası için ağlarken kollarında tutmak etc. etc. etc. Sadece mutlu olsunlar istiyorum. O gülümsemeyi görmek istiyorum; benim için olmasa bile benim yüzümden olan, o ‘belki de tanrı vardır yahu’ dedirten sıcaklığı hissetmek istiyorum.

Neden? Ehh buna yirmi beş farklı şekilde cevap verebilirim ama hiçbirinin doğru olacağını sanmıyorum. Yok hayır, on dakikadır yazıp siliyorum. Her açıklama bir öncekinden saçma geliyor kulağıma. Ne diyebilirim ki, sadece hissetmek istiyorum. Burada olduğumu anlamamın tek yolu bu.

(İlk defa 28 Temmuz 2009'da gucler.com'da yayınlanmıştır))

No comments: