Geçen sene bugün, Fethiye'de bir kamyon dolusu eşyayı, üç katlı bir eve yerleştiriyordum. Brittany'nin doğumgünü için özel birşey yapamamanın sıkıntısı ile. Yeni bir ev, yeni bir hayat... Yine de mutluydum bu eşikte. Bazı şeyleri değiştirebilmiştim; hiç düzelmeyeceğini sandığım durumlar iyiye gidiyordu. Ve bir yıl sonra bugün geldiğim nokta, Arçelik bayiinde günde 11 saat çalışıp, küçük odama dönmek, günün kalan kısmını orada öldürmek.
Brittany'nin gidişinde yapabileceğim pek birşey yoktu. Bir iş bulunamayınca, doğal olarak o da başının çaresine baktı. Retreat center projesinde ise... yani yine yapabileceğim bir şey yoktu. Var mıydı? Bana önerilen Fethiye'de çalışıp eve katkıda bulunma fikri..? Hiç kontrolüm olmayan bir ev, bir ortam..? Stresin eksik olmadığı bir ortam..? Ne çok üç nokta oluyor bu yazıda.
Yine bir yaz öncesi belirsizliği hakim. Amerika'ya gitme planı, Amerika kıtası olarak değişti. Peru'ya gidiyormuş Brit; e o zaman ben niye duruyorum. Vize derdi de yok zati. Tek dert Brezilya'ya uçak biletinin iki bin küsür lira olması. Oha Cenk bey, bu ne?
Ne yapsam arasam mı Brittany'yi acaba? Facetime diye bişi var bu ipod'da, güzel olur mu ki?
No comments:
Post a Comment